Yapay zekâ, sezgilere dayalı karar vermeden kesinliğe dayalı bir bilime geçiş yaparak pazarlamayı dönüştürdü. Ancak bu teknolojik devrimde bir unsur hâlâ vazgeçilmez: insan duygusu.

Veri ve empatinin kesişim noktası, pazarlama iletişiminin yeni sınırını tanımlar — burada algoritmalar içgörüler sunar, ancak bağlantıyı duygular kurar.

Yapay zekâ markalara tüketicilerin ne isteyebileceğini tahmin etme imkânı sunar; ancak yalnızca insani anlayış onların neden istediğini ortaya çıkarabilir. Pazarlama evrildikçe, asıl zorluk artık otomasyon değil — giderek daha yapay bir dünyada özgünlüğü korumaktır.

İletişim teorilerinden Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi, kitlelerin duygusal veya sosyal ihtiyaçlarını karşılayan medyayı aktif olarak seçtiğini öne sürer. Yapay zekâ destekli pazarlamada bu kavram yeni bir biçim kazanmıştır — kişiselleştirme artık duygusal etkileşimin temel mekanizması haline gelmiştir.

Yapay zekâ sistemleri, davranışsal verileri yorumlayarak hiper-hedefli mesajlar oluşturur. Ancak bu mesajlar, doğru olmalarına rağmen çoğu zaman sıcaklıktan yoksundur. 2024 tarihli bir Harvard Business Review araştırmasına göre, tüketicilerin %76’sı “insani hissedilen” markaları, tamamen dijital ürünler sunsalar bile tercih etmektedir.

Bu nedenle yapay zekâ, insan merkezli pazarlamanın sonu değil — empatinin güçlendiricisidir. Stratejik şekilde kullanıldığında yapay zekâ yaratıcılığın yerini almaz; onu geliştirir, pazarlamacıların tahminle değil, bağ kurmayla daha fazla zaman geçirmesine olanak tanır.

Modern pazarlama, aynı anda iki düşünme biçimi gerektirir: veri yorumlama ve duygusal zekâ.

Anahtar, İnsan-Yapay Zekâ Simbiyozundadır — yapay zekâyı davranışsal sinyalleri anlamak için, insanı ise bu sinyallerin arkasındaki bağlamı ve duyguyu yorumlamak için kullanmak.

Örneğin, yapay zekâ bir tüketicinin bir markayla etkileşimini azalttığını tespit edebilir; ancak bunun yorgunluktan mı, güvensizlikten mi yoksa değişen değerlerden mi kaynaklandığını yalnızca insan içgörüsü belirleyebilir. Gerçek strateji otomasyon değil — analitikle yönlendirilen empatidir.

Bu dengeyi sağlamak için kurumlar, insan ekiplerinde yapay zekâ okuryazarlığı geliştirmeli; pazarlama profesyonellerinin makine çıktılarından özgün, duygusal olarak yankı uyandıran iletişim üretebilmelerini sağlamalıdır.

2023 yılında Coca-Cola, markanın tarihsel imajlarını içeren sanatsal eserlerin birlikte oluşturulmasını teşvik eden küresel bir kampanya olan “Create Real Magic”i başlattı. Bu kampanyada OpenAI’nin DALL·E ve GPT teknolojileri kullanıldı.

  • İçgörü: Coca-Cola, yapay zekânın yaratıcılığın yerini almak yerine onu ilhamla besleyebileceğini fark etti.
  • Uygulama: Marka, yapay zekâyı hedef kitlesi için bir yaratıcı ortak olarak konumlandırdı ve kullanıcılara kişiselleştirilmiş dijital sanat eserleri oluşturma imkânı sundu.
  • Sonuç: Kampanya yalnızca teknolojik yönüyle değil, tüketicileri yaratım sürecinin bir parçası haline getirdiği için viral oldu.

Coca-Cola, yapay zekâyı duygusal zekâya dönüştürerek başarıya ulaştı — pasif tüketicileri aktif marka hikâye anlatıcılarına dönüştürdü.

Pazarlama iletişiminin geleceği, insan ve yapay zekâ arasında seçim yapmakta değil, ikisini uyum içinde kullanmakta yatmaktadır.

Yapay zekâ davranışsal kalıpları çözümlemeye devam edecek, ancak marka sadakati ve güvenini tanımlamaya devam edecek olan unsur, insan anlayışıyla yönlendirilen duygudur.

MBR Academy’de biz, geleceğin en başarılı pazarlamacılarının en hızlı otomasyon yapanlar değil, teknolojiyi stratejik empatiyle insancıllaştıranlar olacağına inanıyoruz.

“Yapay zekâ pazarlamacıların yerini almayacak — ancak yapay zekâyı anlayan pazarlamacılar, anlamayanların yerini alacak.”

Erkan Terzi, MBR Academy Kurucusu